Değersizlik, yetersizlik ve sevilmeme şemalarının altında çoğu zaman yalnızlık korkusu yatar.

İnsan bazen başarısız olmaktan, reddedilmekten ya da değersiz görülmekten korktuğunu düşünür. Oysa derine indikçe görünen şudur: “Eğer yeterli olmazsam, sevilmezsem ve değerli değilsem sonunda yalnız kalacağım.”

Psikodinamik Perspektiften
Yalnızlık korkusu sadece bugünün yalnızlığı değildir; çocuklukta yaşanan duygusal yalnızlığın izidir. Çocuk için bakım veren kişinin sevgisi ve ilgisi hayatta kalmak kadar önemlidir. Eğer çocuk sık eleştirilmiş, ihmal edilmiş, koşullu sevgi görmüş ya da duygularıyla yeterince karşılanmamışsa şu bilinçdışı denklem oluşabilir:

“Olduğum halimle sevilmiyorum.”

Bu durumda değersizlik duygusu ortaya çıkar. Çocuk, ebeveynini suçlamak yerine kendini suçlamayı seçer çünkü ebeveynin eksik olduğunu kabul etmek daha korkutucudur. Böylece yıllar sonra kişi:

•⁠ ⁠Sürekli onay arar,
•⁠ ⁠Başarıyla değer kazanmaya çalışır,
•⁠ ⁠İlişkilerde terk edilmekten korkar,
•⁠ ⁠Yalnız kalmamak için kendinden vazgeçebilir.

Aslında savaştığı şey bugünkü yalnızlık değil, çocukluğunda hissedilen duygusal terk edilmişliktir.

Şema Terapi Perspektifinden

Şema terapide değersizlik, yetersizlik ve sevilmeme duyguları genellikle birkaç temel şemanın etrafında örgütlenir:

•⁠ ⁠Kusurluluk / Utanç Şeması
•⁠ ⁠Başarısızlık Şeması
•⁠ ⁠Duygusal Yoksunluk Şeması
•⁠ ⁠Terk Edilme Şeması

Bu şemaların ortak mesajı şudur:

“Ben olduğum halimle kabul edilmem.”

Kişi bu acıdan kaçınmak için farklı baş etme yolları geliştirir:

•⁠ ⁠Aşırı başarı odaklı olur,
•⁠ ⁠İnsanları memnun etmeye çalışır,
•⁠ ⁠Kimseye ihtiyaç duymuyormuş gibi davranır,
•⁠ ⁠Ya da ilişkilerde yapışan ve terk edilmekten korkan bir yapıya bürünür.

Fakat hangi yol seçilirse seçilsin, derindeki yalnız çocuk hâlâ görülmeyi ve kabul edilmeyi bekler.

EMDR Perspektifinden

EMDR açısından baktığımızda bugün yaşanan yalnızlık korkusu çoğu zaman geçmişteki anı ağlarıyla bağlantılıdır.

Belki bir gün ağlarken kimse gelmedi.
Belki hata yaptığında aşağılandı.
Belki kardeşler arasında görülmedi.
Belki anne ya da babanın sevgisini kaybetmekten korktu.

Bu anılar beyinde şu negatif inançları oluşturabilir:

•⁠ ⁠“Ben değersizim.”
•⁠ ⁠“Yeterli değilim.”
•⁠ ⁠“Sevilmeye layık değilim.”
•⁠ ⁠“Yalnızım.”

Bugünkü bir ayrılık, eleştiri ya da reddedilme yaşandığında beyin sadece bugünü yaşamaz; geçmişteki tüm benzer duyguları da aktive eder. Kişi bu yüzden yaşadığı olaydan çok daha yoğun bir acı hisseder.

EMDR sürecinde hedef yalnızlık değildir aslında; yalnızlığın kökünü oluşturan anılar işlenir. Anılar işlendiğinde kişi yavaş yavaş şu yeni inançlara ulaşır:

•⁠ ⁠“Ben değerliyim.”
•⁠ ⁠“Yeterliyim.”
•⁠ ⁠“Sevilmeye layığım.”
•⁠ ⁠“Yalnız kalsam bile güvendeyim.”

Birçok insanın korktuğu şey yalnız kalmak değildir. Asıl korku, yalnız kaldığında kendi değersizliğiyle baş başa kalacağını sanmasıdır.
Oysa terapi ilerledikçe kişi şunu keşfeder:
Değer, sevgi ve güven dışarıdan alınan şeyler değil; içeride yeniden kurulan duygusal bağlardır.
Çocukken yalnız bırakılmış olabiliriz. Ama yetişkinliğin iyileşme yolculuğu, içimizdeki yalnız çocuğun elinden tutup ona şunu söyleyebilmektir:

“Artık yalnız değilsin. Seni görüyorum, duyuyorum ve sen olduğun halinle değerlisin.”