“Narsisizm kendini sevmeyi değil, kendine yabancılaşmayı simgeler.”Engin Geçtan

Narsisizm çoğu zaman yanlış anlaşılır.
Dışarıdan bakıldığında kendine hayran, özgüveni yüksek, hatta kendini çok seven bir yapı gibi görünür. Oysa psikodinamik açıdan narsisizm, kendini sevmenin değil; kendine yabancılaşmanın en rafine biçimidir.

Çünkü gerçek kendini sevebilmek, kişinin kusurlarını da ihtiyaçlarını da kırılgan yanlarını da kabul edebilmesiyle mümkündür.
Narsisistik yapı ise tam olarak bu kırılgan çekirdekle temas edemediği için, onun yerine idealize edilmiş bir benlik inşa eder.

Bu nedenle narsisistik kişi kendini sevmez;
kendisi hakkında yarattığı imgeyi korur.

Çocukluk gelişiminde yeterince görülmeyen, koşullu sevilen ya da aşırı idealize edilen çocuk; gerçek benliğiyle kabul edilmediğinde içsel bir bölünme yaşar.
Bir tarafta değersizlik, yetersizlik ve görülmeme duygusu;
diğer tarafta ise güçlü, kusursuz ve özel olması gereken bir benlik imgesi oluşur.

İşte narsisizm bu iki parçanın arasındaki mesafede doğar.

Kişi gerçek benliğine yaklaştığında utanç hisseder.
Bu utanç o kadar yoğundur ki, onu tolere edebilmek için sahte ama parlak bir benlik yaratır.
Bu sahte benlik; başarıyla, üstünlükle, beğenilmekle ve kontrolle beslenir.

Bu yüzden narsisistik kişi sürekli onay arar,
eleştiriye tahammül edemez,
değersizlik hissettiren ortamlardan hızla uzaklaşır
ve ilişkilerde çoğu zaman derin bağ kurmakta zorlanır.

Çünkü gerçek yakınlık, maskesiz olmayı gerektirir.
Maskesiz olmak ise narsisistik yapı için tehdit edicidir.

Derinlerde şu bilinçdışı korku vardır:
“Gerçek halim görülürse sevilmem.”

Bu nedenle kişi kendine yaklaşamaz.
Kendine yaklaşamadıkça da kendini sevemez.
Sevmediği bu gerçek benliğiyle temas etmemek için sürekli dışarıdan hayranlık, ilgi ve değer toplar.

Ancak dışarıdan gelen hiçbir onay, içsel yabancılaşmayı kalıcı olarak onaramaz.
Çünkü sorun değersizlik değil, kendilikle kurulan kopukluktur.
Terapinin amacı da tam burada başlar:
kişinin savunduğu sahte benliği yıkmak değil,
o sahte benliğin altında saklanan kırılgan ve gerçek kendiliğe yavaşça temas edebilmesini sağlamak.