Kırgınlık varken verilen kararlar çoğu zaman ilişkinin gerçek ihtiyacından çok, o anki acıyı azaltma isteğinden doğar.
Çifte önerebilinecek temel yaklaşım
1. Önce karar değil, duyguyu konuşun.
“Bu ilişkide seni en çok ne yaraladı?”
“Benden neyi bekledin ama bulamadın?”
“Benden uzaklaşmana neden olan şey neydi?”
“Şu anda hâlâ içinde kalan sevgi ne?”
Amaç birbirini ikna etmek değil, birbirinin iç dünyasını anlamaktır.
2. Kırgınlık ile sevgiyi birbirinden ayırın.
Bir insan hem çok kırgın hem de hâlâ seviyor olabilir.
Uzaklaşmak da her zaman sevgisizlik anlamına gelmez. Bazen kişi sevdiği halde tekrar incinmemek için geri çekilir.
3. “Haklı kim?” sorusundan çıkın.
İlişkilerde çoğu zaman iki kişinin de kendi açısından haklı olduğu bir hikâye vardır.
Asıl soru:
“Bizim aramızda nasıl bir döngü oluştu?”
Örneğin biri eleştiriyor → diğeri savunmaya geçiyor → ilk kişi daha çok eleştiriyor → diğeri uzaklaşıyor → ilk kişi daha çok kaygılanıyor → daha fazla yakınlık talep ediyor → diğeri daha çok kaçıyor.
Sorun bazen kişiler değil, ilişkinin içine yerleşmiş döngüdür.
4. Geçmişteki yaraları bugünkü davranışlardan ayırın.
“Sen zaten böylesin.” yerine
“Bunu yaptığında bende ne tetiklendi?” demeyi öğrenmeleri gerekir.
Çünkü bugünkü partnerin davranışı bazen geçmişteki reddedilme, değersizlik, terk edilme veya yetersizlik yaralarını harekete geçirebilir.
5. Özürden daha önemlisi onarımdır.
“Özür dilerim” önemli ama tek başına yeterli değildir.
Şu sorular sorulmalı:
• Bundan sonra neyi farklı yapacağım?
• Senin için güveni yeniden oluşturmak adına ne yapabilirim?
• Aynı sorun tekrar ortaya çıktığında nasıl davranacağız?
6. Birbirlerine biraz alan tanısınlar ama belirsizliğe terk etmesinler.
“Biraz uzak duralım” demek bazen gerekli olabilir. Ancak süresiz belirsizlik ilişkiyi daha da yıpratır.
Daha sağlıklısı:
“Birbirimizi cezalandırmak için değil, sakinleşip düşünmek için şu kadar süre alan verelim. Sonra tekrar konuşalım.”
7. İlişkinin geleceğini sözlerden çok davranışlarla değerlendirsinler.
“Seviyorum” demek kadar;
dinlemek, sorumluluk almak, tutarlı olmak, sınırları gözetmek, hatayı onarmak ve değişmeye çalışmak önemlidir.
Ve en önemli soru:
Çifte şunu sordurabilirsiniz:
“Biz gerçekten birbirimizi istemiyor muyuz, yoksa birbirimizi isterken birbirimize zarar veren ilişki biçiminden mi yorulduk?”
Eğer cevap ikincisine yakınsa, ilişkinin hâlâ çalışılabilecek bir alanı olabilir.
Çünkü bazı ilişkilerde sorun sevginin bitmesi değil, sevginin nasıl yaşanacağını henüz öğrenememiş olmaktır.
Ancak sevgi tek başına yeterli değildir. Güven, saygı, sorumluluk, duygusal erişilebilirlik ve karşılıklı değişim isteği de olmalıdır. Özellikle çiftlerden biri sürekli çabalıyor, diğeri ise değişim için hiçbir sorumluluk almıyorsa, yalnızca “seviyoruz” demek ilişkiyi sürdürülebilir kılmaz.
