Metakognisyon nedir?

Metakognisyon insanın yalnızca düşünmesi değil, düşündüğünü fark edebilmesidir. Zihnin kendi üzerine eğilebilmesi, duygularını, dürtülerini, yargılarını ve savunmalarını gözlemleyebilmesidir. Bu nedenle metakognisyon, yalnızca bilişsel bir beceri değil; aynı zamanda ruhsal olgunlaşmanın, öz-farkındalığın ve ilişkisel kapasitenin göstergesidir.
Çocuk, yaşamının ilk yıllarında zihnini tek başına tanımaz; ebeveyninin zihni aracılığıyla tanır. Bir anne ya da baba çocuğun duygularını merak edip ona “Şu an üzülmüş gibisin”, “Galiba korktun”, “Bu seni hayal kırıklığına uğrattı” diyebildiğinde, çocuk zamanla kendi iç dünyasını gözlemlemeyi öğrenir. Başka bir deyişle metakognisyon, önce ebeveynin çocuğun zihnini düşünmesiyle başlar. Duyguları görülmeyen, sürekli eleştirilen ya da ihtiyaçları küçümsenen çocuk ise kendi iç dünyasını anlamak yerine ondan kaçmayı, onu bastırmayı veya ona karşı savaşmayı öğrenebilir.

Bu nedenle birçok yetişkin aslında ne hissettiğini değil, yalnızca ne yapması gerektiğini bilir. Öfkesini fark etmeden saldırır, yalnızlığını fark etmeden ilişkilere tutunur, değersizlik hissini fark etmeden başarı peşinde koşar. Çünkü çocuklukta zihni üzerine düşünülmemiştir; sadece davranışları düzeltilmeye çalışılmıştır.

Metakognisyon yalnızca bireysel değil, kültürel olarak da şekillenir. Otoriter toplumlarda çocuklara genellikle “Ne hissediyorsun?” sorusundan çok “Büyüklerin sözünü dinle” mesajı verilir. Duyguların, düşüncelerin ve bireysel deneyimin yerine uyum ve itaat ön plana çıkar. Böyle kültürlerde insanlar çoğu zaman kendi zihinlerini anlamaktan çok, başkalarının kendileri hakkında ne düşündüğüne odaklanırlar. İç gözlem yerini dış onaya bırakır.

Bu nedenle ebeveyn-çocuk ilişkisi yalnızca bir bakım ilişkisi değildir; aynı zamanda bir zihinselleştirme ilişkisidir. Çocuk ebeveyninin gözlerinde yalnızca kendisini değil, kendi zihnini de görür. Ebeveyn çocuğun davranışının arkasındaki duyguyu merak ettikçe, çocuk da zamanla kendi davranışlarının arkasındaki duyguları merak etmeye başlar.

Psikolojik olgunluğun en önemli göstergelerinden biri “aşadığımız şeyi hemen yaşamaktan çıkıp, onu gözlemleyebilmeye başlamak”. Öfkeliyken “Öfkeliyim”, korkarken “Korkuyorum”, terk edilmekten korkarken “Şu an terk edilme korkum tetiklendi” diyebilmek. Çünkü insanın özgürlüğü, zihninin içinde kaybolmadığı; onu izleyebildiği noktada başlar. Ve bu kapasitenin ilk tohumu, çocuklukta bir ebeveynin meraklı ve anlayışlı bakışında filizlenir.