Bir insan, karşısındakinin kalbini kırdığını bilmesine rağmen, yalnızca kendi konfor alanı bozulmasın diye duvar örüyor, sessizliğe sığınıyor ve yok sayarak geri çekiliyorsa; burada yalnızca bağlanma korkusundan söz etmek yetersiz kalır. Bu durum çoğu zaman narsistik savunmaların devreye girdiği daha derin bir psikodinamik yapılanmaya işaret eder.
Psikoanalitik açıdan bakıldığında bu tür savunmaların altında çoğunlukla bölme (splitting), yansıtma (projection) ve değersizleştirme (devaluation) mekanizmaları çalışır. Kişi ya tamamen haklı ve güçlüdür ya da karşı taraf abartılı ve “fazla hassas”tır. Böylece içsel çatışma dışsallaştırılır ve benlik bütünlüğü korunur. Ancak bu savunmalar kısa vadede benliği korusa da uzun vadede gerçek yakınlığı imkânsız hale getirir. Çünkü gerçek ilişki, karşılıklı sorumluluk, empati ve onarım kapasitesi gerektirir.
1. Bölme (Splitting)
Bölme, kişinin kendisini ve başkalarını “tamamen iyi” ya da “tamamen kötü” olarak algılamasıdır. Ara tonlar ve karmaşıklık tolere edilemez.
Bu savunma, benlik bütünlüğü kırılgan olduğunda ortaya çıkar. Kişi hem sevgi hem öfke gibi çelişkili duyguları aynı anda taşıyamaz. Bu nedenle ya idealize eder ya da değersizleştirir.
İlişkilerde sık görülen biçimi:
• Bir gün “çok özel ve vazgeçilmezsin”
• Ertesi gün “hiçbir şey değilsin”
Bölme sayesinde kişi, kendi içindeki çatışmayı dış dünyayı siyah-beyaz görerek düzenler.
2. Yansıtma (Projection)
Yansıtma, kişinin kendi kabul etmekte zorlandığı duygu ve düşünceleri karşı tarafa atfetmesidir.
Kendi öfkesi, kıskançlığı, yetersizlik duygusu ya da suçluluğu bilinçdışında başkasına yüklenir.
Örnek:
Kendisi ilgisizleşen biri, “Sen zaten soğuksun” diyebilir.
Aslında hissettiği duyguyla yüzleşmek yerine, onu karşı tarafa yerleştirir.
Bu savunma, içsel utanç ve suçluluğu azaltır. Ancak ilişkisel gerçekliği bozar.
3. Değersizleştirme (Devaluation)
Değersizleştirme, daha önce idealize edilen kişinin aniden küçültülmesi ve önemsizleştirilmesidir.
Narsistik yapı için birini değerli görmek risklidir; çünkü o kişi önemli hale geldiğinde reddedilme veya incinme ihtimali doğar.
Bu nedenle kişi:
• Yakınlaşınca idealize eder
• Kırılma yaşadığında değersizleştirir
Değersizleştirme, “Eğer o aslında değersizse, onun kaybı da acı vermez” mantığıyla çalışır. Böylece narsistik yaralanma engellenmeye çalışılır.
4. İnkâr (Denial)
İnkâr, kişinin gerçekliği veya kendi davranışının duygusal sonuçlarını kabul etmemesidir.
Kırıcı davranışın etkisi küçümsenir ya da tamamen yok sayılır.
Örnek:
“Abartıyorsun.”
“Bu kadar alınacak bir şey yok.”
“Ben öyle bir şey yapmadım.”
İnkâr, suçluluk ve utanç duygularıyla teması keser.
Gerçekliği değiştirmez, ancak kişinin o gerçekle yüzleşmesini engeller.
5. Narsistik Yaralanma (Narcissistic Injury)
Narsistik yaralanma, kişinin grandiyöz (kusursuz, güçlü, özel) benlik algısının sarsılmasıdır.
Eleştirilmek, reddedilmek, görmezden gelinmek ya da hata yaptığını fark etmek narsistik yapı için yoğun bir tehdit yaratır.
Bu yaralanma ortaya çıktığında kişi:
• Öfkeyle saldırabilir
• Soğuyup geri çekilebilir
• Karşı tarafı değersizleştirebilir
• Sessizlik ve yok saymaya gidebilir
Amaç, kırılgan benliği yeniden korumaktır.
6. Utanç Temelli Savunmalar
Narsistik savunmaların merkezinde çoğu zaman utanç vardır.
Utanç, “yanlış bir şey yaptım” duygusundan çok, “ben yanlışım” hissidir.
Bu duyguya temas etmek narsistik yapı için katlanılması zor olduğundan çeşitli savunmalar devreye girer:
• Mesafe koyma
• Duygusal geri çekilme
• Soğukluk
• Üstten bakma
• Yok sayma
Utançla temas etmek yerine kişi, ilişkiyi ve karşı tarafın duygusunu silmeyi seçebilir.
Böylece benlik korunur, ancak gerçek yakınlık imkânsız hale gelir.
Bu savunmaların amacı kötü niyet değil, kırılgan benliği korumaktır.
Ancak kişi bu savunmaların farkına varmadıkça;
yakınlık tehdit, empati zayıflık, onarım ise yenilgi gibi hissedilir.
Ve bu nedenle narsistik savunmalar, kişiyi incinmekten korurken aynı zamanda gerçek ilişkiden de uzaklaştırır.
Psikodinamik kuramda narsistik savunmalar, kişinin kırılgan benliğini korumak için geliştirdiği bilinçdışı mekanizmalardır. Bu savunmaların temelinde, erken dönem ilişkilerde yaşanan değersizlik, utanç, yetersizlik ya da görülmeme deneyimleri yer alır. Çocuklukta yeterince aynalanmamış, koşullu sevgiyle büyümüş veya yoğun eleştiriye maruz kalmış birey, ileriki yaşamında benlik bütünlüğünü korumak için ilişkisel yakınlığı tehdit olarak algılayabilir. Çünkü gerçek yakınlık, aynı zamanda gerçek temas ve dolayısıyla incinebilirlik demektir.
Narsistik savunmaların en belirgin özelliklerinden biri, sorumluluk almaktan kaçınarak ilişkisel gerilimi karşı tarafa yansıtmaktır. Pasif agresif geri çekilme, sessizlikle cezalandırma, yok sayma ve duygusal erişimi kapatma; aslında bir güç ve kontrol düzenleme biçimidir. Bu noktada kişi, karşı tarafın duygusunu görmek yerine kendi kırılganlığını düzenlemeye odaklanır. Empati kurmak yerine mesafe koyar; çünkü empati, suçluluk ve utanç duygularını tetikleyebilir. Bu duygularla temas etmek narsistik yapı için son derece tehdit edicidir.
Dolayısıyla “iletişimi kesme” davranışı çoğu zaman basit bir kaçınma değil, benliği korumaya yönelik ilkel bir savunmadır. Kişi, karşısındakinin incinmişliğini kabul ederse kendi kusurluluğuyla yüzleşmek zorunda kalacaktır. Bu yüzleşme ise narsistik organizasyon için dayanılması zor bir narsistik yaralanma yaratır. Bu nedenle en sık başvurulan yol, inkâr ve yok saymadır. Karşı tarafın duygusu yok sayıldığında, kişinin kendi suçluluk ve utanç duygusu da bastırılmış olur.
Narsistik savunmaların hakim olduğu ilişkilerde en belirgin eksiklik, onarım becerisidir. Sağlıklı bir ruhsal yapı, hata yaptığında geri dönüp temas kurabilir, özür dileyebilir ve ilişkiyi tamir etmeye çalışır. Patolojik narsistik savunmada ise onarım, benliğe yönelik bir tehdit gibi algılanır. Özür dilemek ya da hatayı kabul etmek, “kusursuzluk” fantezisini zedeler. Bu nedenle kişi, onarım yerine mesafeyi ve sessizliği seçer.
Sonuç olarak, birini incittiğini bile bile sessizliğe gömülmek ve yok sayarak uzaklaşmak yalnızca bağlanma korkusuyla açıklanamaz. Bu, çoğu zaman kırılgan benliği korumaya çalışan narsistik bir savunma düzenidir. Görmezden gelmek, karşı tarafı silmek değil; aslında kendi utanç ve yetersizlik duygusunu silmeye çalışmaktır. Ancak bastırılan her duygu gibi, bu savunmalar da gerçek yakınlığın kurulabileceği alanı daraltır ve kişiyi giderek daha yalnız, daha izole bir ruhsal yapıya hapseder.
Not: • Bölme (splitting)
• Yansıtma (projection)
• Değersizleştirme (devaluation)
• İnkâr (denial)
• Narsistik yaralanma (narcissistic injury)
• Utanç temelli savunmalar
Bu kavramlar özellikle Kernberg, Kohut ve McWilliams çalışmalarında detaylı şekilde açıklanır.
