Bu erkek tipi gücü; duygusal yakınlık kurabilme, sorumluluk alabilme ya da ilişkiyi taşıyabilme kapasitesi olarak değil, kontrolü kaybetmeme becerisi olarak tanımlar. Kontrol onda kalıyorsa güçlüdür; bağlanması, netleşmesi ya da sorumluluk alması gerekiyorsa geri çekilir. Bu nedenle ilişkiyi çoğu zaman “zamana bırakmak” adı altında askıda tutar. Oysa zamana bırakılan şey çoğu zaman ilişki değil, karar alma yükünden kaçıştır.
Bu yapıdaki erkek için netlik risklidir. Netlik; seçmeyi, seçtiğinin arkasında durmayı ve olası kayıpları göze almayı gerektirir. Bu yüzden belirsizlik onun için güvenli bir alandır. İlişkide “bakalım”, “akışına bırakalım”, “şu an böyle hissediyorum” gibi cümleler sıkça duyulur. Bunlar dışarıdan esneklik gibi görünse de içeride bağlanma kaygısının dilidir.
Sessizleşme bu yapının en belirgin savunmalarından biridir. İlişkide bir beklenti doğduğunda, karşı taraf bir duyguya temas etmek istediğinde ya da sorumluluk hatırlatıldığında geri çekilir. Bu geri çekilme bir soğuma değil; daha çok duygusal regülasyonunu kaybetme korkusudur. Duygu yükselirse kontrol kaybolacaktır. O yüzden konuşmamak, cevap vermemek, bekletmek tercih edilir. Sessizlik, pasif bir güç kullanımıdır.
Bu erkek sevgisini ve iyi niyetini çoğu zaman yeterli görür. “Ben kötü niyetli değilim”, “Seni üzmek istemem”, “Sana değer veriyorum” gibi ifadelerle ilişki potansiyelini tanımlar. Ancak sevgi burada bir eylem değil, niyet düzeyinde kalır. Süreklilik, emek, planlama ve sorumluluk gerektiren ilişki davranışları ortaya konmaz. Karşı tarafın beklentisi ise çoğu zaman “fazla” ya da “aceleci” olarak etiketlenir.
Bu yapı sıklıkla erken dönem bağlanma deneyimlerinde tutarsızlık barındırır. Yakınlıkla birlikte gelen talep, çocuklukta ya aşırı kontrol ya da duygusal erişilmezlik olarak deneyimlenmiştir. Bu nedenle yetişkin ilişkilerinde yakınlık hem arzulanır hem de tehdit edicidir. Erkek, ilişkiyi tamamen kaybetmek istemez ama içine de girmek istemez. Arada kalır; bu arada kalmışlık karşı taraf için yıpratıcı bir belirsizlik yaratır.
Bu ilişkide kalan kişi çoğu zaman kendini sorgulamaya başlar: “Daha mı sabırlı olmalıyım?”, “Biraz daha beklersem netleşir mi?”, “Sevdiğini söylüyor ama neden adım atmıyor?” Oysa sorun genellikle karşı tarafın sevgisinin yeterliliği değil, ilişki taşıma kapasitesinin sınırlılığıdır.
Bu erkek tipiyle kurulan ilişkilerde en kritik nokta şudur:
Belirsizlik bir geçiş evresi değil, çoğu zaman kalıcı bir ilişki biçimidir. Değişim; karşı tarafın daha çok sevmesiyle ya da daha az talep etmesiyle değil, bu erkeğin bağlanma korkusuyla yüzleşmesiyle mümkündür.
İlişkide güç; kontrol etmekte değil, duygusal olarak var olabilmekte yatar. Netleşemeyen, sorumluluktan kaçan ve sessizlikle ilişki yöneten erkek güçlü değil; çoğu zaman kendi iç dünyasında kırılgandır. Bu kırılganlıkla çalışılmadıkça ilişki, askıda kalmaya devam eder.
