Psikodinamik, Nesne İlişkileri ve Klinik Bir İnceleme
Borderline kişilik örgütlenmesi (BPO), psikopatolojinin semptomlardan ziyade kişilik yapısı ve içsel nesne ilişkilerinin örgütlenme biçimi üzerinden ele alındığı psikodinamik bir kavramsallaştırmadır. Bu kavram, özellikle Otto Kernberg’in yapısal modeline dayanır ve borderline kişilik bozukluğundan (DSM tanısı) daha geniş ve derin bir çerçeve sunar.
Yapısal Düzeyde Borderline Örgütlenme (Kernberg)
Kernberg’e göre kişilik örgütlenmesi üç temel eksende değerlendirilir:
1. Kimlik bütünleşmesi
2. Savunma düzenekleri
3. Gerçeklik sınaması
Borderline örgütlenmede:
- Kimlik bütünleşmesi zayıftır. Kişinin kendilik algısı parçalı, tutarsız ve durumsaldır. “Ben kimim?” sorusu sabit bir yanıt bulmaz.
- İlkel savunmalar baskındır. Özellikle splitting (bölme), yansıtmalı özdeşim, ilkel idealizasyon ve değersizleştirme kullanılır.
- Gerçeklik sınaması görece korunmuştur. Kişi psikotik değildir; gerçeklikle bağ genellikle kopmaz.
Bu yapı, borderline örgütlenmeyi nevrotik ve psikotik düzey arasında konumlandırır.
Gelişimsel Kökenler
Mahler’in Yeniden Yaklaşma Evresi ile İlişkisi
Borderline örgütlenmenin gelişimsel temeli sıklıkla Mahler’in yeniden yaklaşma (rapprochement) evresindeki aksaklıklara dayandırılır.
Bu evrede çocuk:
- Hem özerklik ister,
- Hem de yoğun yakınlık ihtiyacı yaşar.
Bakım veren:
- Bu ambivalansı tolere edemez,
- Çocuğu ya geri iter ya da kontrol ederse,
çocuk şu içsel şemayı geliştirir:
“Yaklaşırsam kaybolurum, uzaklaşırsam terk edilirim.”
Bu ikili çıkmaz, borderline ilişkilerde görülen gel–git, yapışma–kaçınma dinamiğinin çekirdeğini oluşturur.
Nesne İlişkileri Perspektifi
İyi ve Kötü Nesnenin Bütünleşememesi
Borderline örgütlenmede içsel dünya:
- İyi kendilik–iyi nesne,
- Kötü kendilik–kötü nesne
olarak ayrı ayrı ve bölünmüş temsillerden oluşur.
Bu nedenle kişi:
- Aynı kişiyi hem sevip hem nefret edemez,
- İyi ve kötüyü aynı nesnede tutamaz.
Sonuç olarak ilişkiler:
- Ya idealize edilir,
- Ya da hızla değersizleştirilir.
Bu durum, nesne sürekliliğinin zayıflığına işaret eder.
Temel Duygulanımlar
Borderline örgütlenmede baskın duygulanımlar şunlardır:
- Terk edilme anksiyetesi
- Boşluk ve anlamsızlık hissi
- Yoğun öfke
- Utanç ve değersizlik
- Duygusal taşkınlık
Bu duygular hızlı, yoğun ve regülasyonu zordur.
İlişkisel Dinamikler
Yakınlık–Mesafe Çatışması
Borderline birey:
- Yakınlık arar → yapışır,
- Yakınlık artar → boğulma hisseder,
- Uzaklaşır → terk edilme paniği yaşar.
Bu döngü, ilişkilerin istikrarsız ve fırtınalı olmasına yol açar.
Terapötik İlişkide Aktarım
Terapist:
- Bir anda “kurtarıcı”,
- Bir anda “ihmal eden, zalim nesne” olarak deneyimlenebilir.
Bu aktarım salınımları, danışanın içsel nesne dünyasının canlı sahnelenmesidir.
Savunma Mekanizmaları
Borderline örgütlenmede sık görülen savunmalar:
- Splitting (Bölme): İyi ve kötü ayrı tutulur.
- Yansıtmalı özdeşim: Kişi tolere edemediği duyguyu karşıya yerleştirir.
- İlkel idealizasyon / değersizleştirme
- Eyleme vurma (acting out)
- Duygusal regülasyonun dışsallaştırılması
Bu savunmalar, kişiyi psikozdan koruyan ama ilişkileri zedeleyen mekanizmalardır.
Kendilik Algısı ve Boşluk
Borderline bireyler sıklıkla:
“İçimde bir boşluk var”
“Kim olduğumu bilmiyorum”
şeklinde ifade ederler.
Bu boşluk:
- Nesne sürekliliğinin yetersizliği,
- İçsel düzenleyici nesnelerin eksikliği
ile ilişkilidir.
Terapötik Çalışma
Temel Hedefler
Psikodinamik terapide amaç:
1. İyi ve kötü temsilleri aynı nesnede tutabilme kapasitesini geliştirmek
2. Duygulanımları regüle edebilme
3. Terk edilme fantezilerini terapötik ilişkide çalışmak
4. Splitting yerine sembolizasyonu güçlendirmek
Terapistin Tutumu
- Tutarlı
- Sınırları net
- Duygusal olarak erişilebilir
- Ne aşırı kurtarıcı ne de geri çekilen
Terapist, danışan için nesne sürekliliğinin canlı bir modeli olur.
Klinik Örnek
Danışan:
“Siz beni anlıyorsunuz. Başka kimse anlamıyor.”
(Birkaç seans sonra)
Danışan:
“Siz de herkes gibisiniz. Hiç umurunuzda değilim.”
Bu salınım, danışanın içsel nesne dünyasındaki bölünmenin terapide sahnelenmesidir. Terapistin görevi bu iki deneyimi aynı ilişki içinde tutabilmektir.
Borderline Örgütlenme ≠ Borderline Kişilik Bozukluğu
Önemli bir ayrım:
- Borderline kişilik örgütlenmesi, yapısal bir düzeyi ifade eder.
- Borderline kişilik bozukluğu, tanısal bir kategoridir.
Bir kişi borderline örgütlenmeye sahip olup DSM kriterlerini karşılamayabilir.
Sonuç
Borderline kişilik örgütlenmesi, ağır bir patoloji değil; erken ilişkisel travmalarla şekillenmiş bir hayatta kalma örgütlenmesidir. Bu yapı, yoğun bağlanma kapasitesi ile yoğun kayıp korkusunu aynı anda taşır.
Psikodinamik terapi, borderline örgütlenmede şunu mümkün kılar:
Yakınlığı yıkıcı olmadan, ayrılığı terk edilmeden yaşayabilmek.
Borderline Kişilik Örgütlenmesi: Örneklerle Klinik Açıklama
Borderline kişilik örgütlenmesi, Kimlik bütünlüğünün parçalı olması, ilkel savunmaların baskınlığı ve ilişkilerde gel–git davranışları ile karakterizedir. Bu yapıyı örneklerle açıklamak, hem kuramı somutlaştırır hem terapide nasıl sahnelendiğini gösterir.
Kimlik ve Kendilik Parçalanması
Kuramsal Temel:
• Kişilik örgütlenmesi bütünleşmiş bir benlik yerine parçalı kendilik temsilleri ile oluşur.
• Kendi değerini, başkalarının değerini ve ilişkiyi bütünleştirmekte zorlanır.
Günlük Örnek:
• Danışan bir gün kendini çok güçlü ve cazip hisseder: “Herkes bana hayran.”
• Ertesi gün aynı kişi kendini değersiz ve terk edilmiş hisseder: “Hiç kimse beni istemiyor.”
Terapötik Örnek:
• Terapist: “Bugün kendini harika hissediyorsun, yarın ise değersiz. İkisi de senin bir parçan.”
• Danışan: “Ama biri doğru olmalı, değil mi?”
• Terapist: “Hayır, bu parçaların hepsi var ve senin ilişkilerini etkiliyor.”
İlkel Savunmalar ve Bölme (Splitting)
Kuramsal Temel:
• Nesne (diğer kişi) ya tamamen iyi ya tamamen kötü olarak algılanır.
• Ara değerler ve bütünleşik temsiller yoktur.
Günlük Örnek:
• Romantik partner “çok harika” → idealizasyon
• Partner geç kalır veya hatalı bir şey yapar → “tamamen kötü, bana ihanet etti”
Terapötik Örnek:
• Danışan: “Siz bana her zaman anlayışlısınız, harikasınız!”
• Bir sonraki seans: “Siz de diğer herkes gibisiniz, boş yere uğraşmışım.”
• Terapist: “Ben burada kalıyorum, her iki parçanı da görebilirim.”
Yansıtmalı Özdeşim
Kuramsal Temel:
• Kişi kendi kabul edemediği duyguları başkasına aktarır.
• Terapist veya partner, danışanın içsel çatışmalarını taşıyormuş gibi hisseder.
Örnek:
• Danışan öfkesini fark etmez: “Siz bana öfkelisiniz, sürekli beni eleştiriyorsunuz.”
• Terapist bunu fark ederek: “Bu öfkeyi senin benim üzerime yansıttığını düşünüyorum. Ben bunu hissediyorum, ama senin hissettiğin duyguyu seninle birlikte keşfedebiliriz.”
Bu deneyim, danışana duygularını içselleştirme ve sınırlarını koruma kapasitesi kazandırır.
Terk Edilme Kaygısı ve Gel–Git Dinamiği
Kuramsal Temel:
• Danışan, yakınlık ve özerklik ihtiyacını aynı anda taşır.
• Yakınlık → boğulma, uzaklaşma → terk edilme hissi
Günlük Örnek:
• Danışan partnerine: “Yanımda kal, seni seviyorum.”
• Bir süre sonra: “Beni bırak, sürekli üzerime geliyorsun!”
Terapötik Örnek:
• Danışan seansa gelmek istemez: “Gitmek istiyorum, yoruldum.”
• Terapist: “Gitmek istemen, ilişkimizi bozmaz. Burada kalabilir veya geri dönebilirsin.”
Bu şekilde, danışan yeniden yaklaşmayı güvenli bir biçimde deneyimler.
Duygusal Taşkınlık ve Boşluk Hissi
Kuramsal Temel:
• Yoğun, hızlı değişen duygular ve içsel boşluk
• Boşluk, içsel düzenleyici nesne eksikliği ile ilişkilidir
Günlük Örnek:
• Sabah kendini enerjik ve değerli hisseder, öğleden sonra boşlukta ve anlamsız hisseder.
• Bu boşluğu hızlı biçimde yemek, alışveriş, riskli ilişki ile doldurur.
Terapötik Örnek:
• Danışan: “Bugün hiçbir anlamım yok, her şey boş.”
• Terapist: “Bu boşluğu hissetmen normal. Beraber bu boşluğu güvenle oturmayı deneyebiliriz.”
İlişkilerde İdealizasyon ve Değersizleştirme
Kuramsal Temel:
• Nesne temsilleri ya tamamen iyi ya tamamen kötü olduğunda ilişkiler dengesiz olur.
Günlük Örnek:
• Arkadaş “çok yardımsever” → aşırı değer
• Aynı arkadaş bir gün küçük bir eleştiri yapar → “Hiçbir işe yaramaz, hep kötü”
Terapötik Örnek:
• Terapist: “Sen bugün onu kötü görüyorsun, dün iyiydi. İkisini bir arada tutabilir misin?”
• Danışan: “Sanırım bu kadar hızlı değişiyor algım.”
